GPS VERİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE
UYGUN ATMOSFERİK PARAMETRELERİN KULLANIMI


Ergin TARI1, Robert W. KING2

1
ITU İnşaat Fakültesi 80626 Maslak, İSTANBUL [Misafirler Kayıt Olmadan Link Göremezler Lütfen Kayıt İçin Tıklayın ! ]
2
Department of Earth, Atmospheric, and Planetary Sciences, MIT, Cambridge, 02139, USA

GPS verilerinin değerlendirilmesinde tayfun ve fırtına gibi olağan dışı atmosferik koşullartaşıyıcı dalgalara gelen düzeltmelerin artmasına neden olur. Bu atmosferik koşullar nokta konumları gibi jeodezik parametreleri etkiler. Troposferin kuru bileşeni, hidrostatik dengede olduğu ve ideal gaz yasası uygulanabildiği için yüzey ölçmeleri kullanılarak belirlenebilmektedir. Bu nedenle atmosferik gecikmeye su buharı katkısının modellenmesi gerekmektedir. Ayrıca, 20° yükseklik açılarında simetrik olmayan bölümün bir kaç santimetreye ulaşması nedeniyle yataydaki asimetrinin -eğilimlerin- de kesitirlmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, 1998 yılında Marmara Bölgesinde yapılan 277. gündeki düşük yükseklik açılarında gözlemleri dikkate alarak her bir istasyon için düşey doğrultudaki gecikme kestirimlerinin sayısı,kuzey-güney ve doğu-batı doğrultularındaki eğilim kestirimlerinin sayısı ve kısıtları, yükseklik bağımlı ağırlıklandırma kullanılarak ve kullanılmayarak incelenmiştir. Bütün veri kümesi için farklı parametrelendirme ile üretilen 5 ayrı çözümün her biri ile 277. gün için farklı parametrelerle gerçekleştirilen 13 ayrı çözüm karşılaştırılarak sonuçlar yorumlanmıştır.

TÜRKİYE'DE JEODEZİK AMAÇLI ÇALIŞMALARIN
TEKTONİĞE KATKILARI


Tevfik AYAN, Rasim DENİZ, Rahmi Nurhan ÇELİK, Ersoy ASLAN,
Hakan DENLİ, Cihangir ÖZŞAMLI, M. Tevfik ÖZLÜDEMİR

Türkiye’de jeodinamik amaçlı jeodezik çalışmalar Kuzey Anadolu Fayının batı kesiminde 1972 yılında başlamıştır. Kişisel girişimlerle ve yersel yöntemlerle başlatılan çalışmalar, zamanla ulusal ve uluslararası projeler çerçevesinde genişletilmiş ve yürütülmüştür. 1985’lerden sonra SLR ve GPS teknikleri de kullanılmaya başlanmış ve daha sonra çalışmalar sadece uzay ve uydu teknikleriyle gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Bu çaltşmanın amacı gerçekleştirilen jeodinamik amaçlı jeodezik çalışmaları tarihsel gelişim içinde yönetim organizasyon, ağ tasarımı ve kullanılan teknik ve elde edilen sonuçlar açısından özetleyerek gelecekteki çalışmalara bütüncül bir altlık oluşturmaktır.

JEODEZİK YÖNTEMLER İLE DEPREM ÖNCESİ, ANI VE SONRASI
DEFORMASYONLARIN BELİRLENMESİ

Mehmet Emin Ayhan
Harita genel Komutanlığı, Jeodezi Dairesi, Ankara

Tektonik plaka sınırlarında oluşan büyük depremler ile ilgili deformasyon döngüsünü oluşturan deprem öncesi, anı ve sonrası deformasyonlar, nitelik ve nicelik olarak farklı özelliktedir. Deprem öncesi deformasyon, birkaç santimetre düzeyinde olup plaka sınırı deformasyon bölgesi içinde, zamandan bağımsız ve doğrusal değiştiği varsayılır. Deprem anı deformasyon, fay düzlemi parametreleri ile yerkabuğunun özelliğine bağlı olarak, yüzey kırığını içine alan birkaç yüz kilometre yarıçaplı alanda, yüzey kırığı yakınında en büyük ve uzaklaştıkça küçülmek üzere metreler mertebesinde atımlara neden olur. Deprem sonrası deformasyon ise zamana bağlı ve deprem anı deformasyon ile benzer karakterde olup genellikle desimetreler mertebesinde etkilidir. Global Konumlama Sistemi (GPS) ve yersel jeodezik yöntemler deformasyon döngüsü kapsamındaki bu üç tür deformasyonu sayısal olarak belirlemeye uygun doğruluğu sağlar. Ancak jeodezik yöntemlerin başarısı, deformasyonun nitelik ve niceliği gözönünde bulundurularak, jeodezik ağın kurulacağı bölgenin jeolojik yapısı ve genişliğinin, noktaların konumunun, ölçü tekrarlama aralığının, ölçme ve değerlendirme yönteminin uygun seçilmesine bağlıdır. Jeodezik yöntemlerin deprem döngüsü deformasyonlarını belirlemek amacıyla kullanılması; Marmara Bölgesinde deprem öncesi deformasyonu, 17 Ağustos 1999 İzmit , Mw=7.4, ve 12 Kasım 1999 Düzce, Mw=7.2 depremlerinde oluşan deprem anı ve sonrası deformasyonları GPS ölçüleri ile belirleme çalışmaları örnek alınarak incelenmiştir.

TÜRKİYE ULUSAL TEMEL GRAVİTE AĞI

Coşkun Demir, Ali Kılıçoğlu, Orhan Fırat, Nuh Bayazıt
Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Türkiye Ulusal Temel Gravite Ağı-1956 (TTGA-56) nokta gravite doğruluklarının ( ± 0.07-0.19 mGal ) yeni model gravimetreler ile yapılan jeodezik, jeofizik, jeodinamik ve mühendislik amaçlı gravite çalışmaları için yeterli düzeyde olmadığı göz önünde tutularak, bu ağın daha duyarlı gravimetreler ile yeniden ölçülmesi öngörülmüştür. Bu amaçla 1994-1999 yılları arasında yapılan çalışmalarla, 55 noktalı Türkiye Ulusal Temel Gravite Ağı-1999 (TTGA-99 ) oluşturulmuştur. Ayrıca, Ankara ile Konya arasında 10 noktalı Gravite Kalibrasyon bazı kurulmuş ve 1996 yılında Almanya Kartoğrafya ve Jeodezi Kurumu (BKG) tarafından sağlanan FG5 mutlak gravite ölçer ile 13 noktada mutlak gravite değeri ölçülmüştür. 55 TTGA-99 noktası ve 13 mutlak gravite noktası arasında 118 bağlantı ölçüsü, Harita Genel Komutanlığı (HGK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından birer adet sağlanan iki LaCoste & Romberg (LCR) Model G gravimetresi ile aynı anda ve gidiş-dönüş ölçü planında gerçekleştirilmiştir. Tüm ölçülere gelgit düzeltmesi getirildikten sonra, her aletle yapılan ölçüler günlük olarak dengelenmiş, drift hesaplanmış ve ölçüler indirgenmiştir. İndirgenmiş ölçüler, mutlak gravite değerleri standart sapmaları göz önünde tutularak dengelenmiş ve dengeleme sonucunda I.D. nokta gravite değerleri standart sapmalarının ±0.0038-0.0086 mGal arasında değiştiği bulunmuştur. Bu dengelemede her alet için yıllık bazda ölçek bilinmeyenleri tanımlanmıştır. 1994-2000 yılları arasında kalibrasyon bazında yapılan ölçüler benzer şekilde indirgendikten sonra Ankara ve Konya mutlak gravite noktalarına dayalı olarak dengelenmiş ve kalibrasyon bazı ara noktalarının gravite değerleri elde edilmiştir. Bu dengeleme sonucunda kalibrasyon bazı ara noktalarının gravite değerleri, ± 0.0028-0.0043 mGal standart sapmaları ile hesaplanmıştır. 17 Ağustos 1999, İzmit ve 12 Kasım 1999, Düzce depremleri sonrasında, deprem bölgesindeki TTGA-99 gravite bağlantı ölçüleri 2000 yılında yenilenmiş ve deprem öncesi elde edilen gravite değerleri ile karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmada Adapazarı noktasında +0.0475 mGal (~15 cm çökme), Yığılca mutlak gravite noktasında -0.0406 mGal (~13 cm yükselme) gravite değişimi belirlenmiştir.

HARİTA GENEL KOMUTANLIĞINCA YÜRÜTÜLEN BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

Ömür Demirkol

1895 yılında resmen kurulan Harita Genel Komutanlığı bu tarihten itibaren ülkemizdeki Haritacılıkla ilgili bilimsel çalışmalara yakın ilgi duymuştur. Bunların bir kısmını kendisi bizzat yürütmüş, bir kısmını üniversiteler, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile birlikte plânlamış, yürütmüş, sonuçlandırmış, bir kısmını ise desteklemek suretiyle sorumluluğunu yerine getirmiştir. Harita Genel Komutanlığı açısından bilimsel çalışmaları tarihsel açıdan üç bölüme ayırmak olanaklıdır.- Birinci aşamada; Cumhuriyetin İlânı ile birlikte, Türkiye Cumhuriyetinin ilk temel kuruluşlarından biri olarak kurulduğu 1925 yılından 1960 yılına kadar sürdürülen çalışmalar,

- 1960 - 1983 yılları arasındaki çalışmalar,

- 1984 - 2002 yılları arasındaki bilimsel çalışmalardır.

Bu bildiri ile bu üç dönem içerisinde gerçekleştirilen çalışmalar ile geleceğe yönelik hedefler sunulacaktır.

Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı (TUTGA99A) ile
Avrupa Datumu 1950-(ED-50) Arasındaki Dönüşüm

Orhan Fırat, Onur Lenk
Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Ülke genelinde 1934 – 1954 yılları arasında yürütülen yoğun jeodezik çalışmalar sonucu oluşturulan Türkiye Ulusal Datumu – 1954(TUD-54) oluşturulmuş ve daha sonra Avrupa Datumu – 1950(ED-50)’na dönüştürülmüştür. Bu datumunYatay Kontrol Ağı’nın, kısa zaman diliminde güncelleştirilmesinde yaşanan sorunlar, Türkiye’de süregelen yer kabuğu hareketleri ve meydana gelen depremler nedeniyle oluşan yatay ve düşey konum değişimleri,formasyonlarının jeodezik ürün doğruluğun çok üzerinde olduğundanması yeni bir datumum oluşturulmasını ve bunlar aralarındakisındaki ilişkinin kurulmasını gerektirmektedir. zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. 1997-2001 yılları arasında tesis, ölçü ve hesaplamaları tamamlananrak kurulan Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı-1999A (TUTGA99A) noktalarının ortalama %30’u Türkiye Ulusal Yatay Kontrol Ağı ile ortaktır olarak seçilmiştir. TUTGA99A’nın dayandığı ITRF96 (Referans Epok 1998) ile Türkiye Ulusal Yatay Kontrol Ağı’nın dayandırıldığı ED-50 arasındaki dönüşüm; algoritmasına yönelik geometrik ve fiziksel nedenleryaklaşımlar öngörülerek gözönünde tutularak sırasıyla üç boyutta benzerlik dönüşümü ve ortak noktalarda enlem (dj ) ve boylam (dl ) farklarının Kriging yöntemi ile gridlenmesi ve daha sonra bu grid veriden yararla herhangi bir noktada farkların interpolasyonu ile koordinat dönüşümü olarak gerçekleştilmiştir. Koordinat dönüşümünde, Bboylam farkları için Gauss fonksiyonu ve enlem farkları için doğrusal bir fonksiyon variogram modeli olarak seçilmiş olup, boylam farkları için bilinen yüzey kırıkları (fay) dikkate alınmış,gridleme ile yapılan dönüşümün faylardan uzak bölgelerdei dışında enlemde ve boylamda 15-30 cm., fay bölgelerinde ise boylamda 1.5-2.0 m.; ve ölçü noktalarında Türkiye genelinde enlem ve boylam değerleri için sırasıyla –6 cm ile +4 cm ve –25 cm ile +25 cm arasında düzeltmeler hesaplanmıştır. 212 ortak noktada hesaplanan Üç boyutta benzerlik yedi parametre ile yapılan dönüşümünde iseün fay bölgeleri dışında enlemde ve boylamda 75-100 cm., fay bölgelerinde ise enlem bileşeni doğruluğu aynı kalmakla birlikte enlemde ????? ve boylamda 4-5 m. doğrulukğuna ulaşılmıştır sağlanmaktadır.. Dönüşüm sonucunda ölçü noktalarında elde edilen düzeltmeler incelendiğinde; Türkiye genelinde enlem ve boylam değerleri için sırasıyla –6 cm ile +4 cm ve –25 cm ile +25 cm arasında d Aancak faylara hatlarına yakın bölgelerde değerlerin büyüdüğü görülmektedir.

Jeodezi ve Jeofizik Deneylerinin Gerçekleştirilmesinde
GPS Stratejilerinin Önemi

Uğur ŞANLI

Günümüzde jeodezi ve jeofizik çalışmalarının yürütülmesinde GPS büyük bir önem taşımakta ve GPS verilerinin toplanmasında artık çoğunlukla sabit GPS istasyonları (ve bunların sürekli verileri) tercih edilmektedir. Sabit GPS istasyonu işletme, kampanya türü (periyodik) GPS verisi toplamaya oranla oldukça masraflıdır fakat bu istasyonlardan elde edilen zaman serilerinin uygun analizi ile, elde edilen sonuçların duyarlığı artmaktadır. Tabi ki bu büyük ölçüde, gerçekleştirilen deneyin niteliğine göre de değişim göstermekte, örneğin bir jeodezik kontrol ağının kurulması ve yaşatılması için periyodik GPS gözlemleri yeterli olabilmesine karşın deniz seviyesi izleme çalışmalarında 1mm/yıl’dan daha küçük bir duyarlık yakalayabilmek için sabit istasyon kurma gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla son zamanlarda GPS deneylerinin sabit istasyon kurularak mı yoksa periyodik ölçüm yapılarak mı gerçekleştireceği konusu, işin ekonomisi ve sonuçların duyarlığı yönünden araştırmacılar tarafından üzerinde önemle durulan bir konudur. Bunun yanında, toplanan herhangi bir türdeki GPS verisinin analizinde, el kitaplarında önerilen yolların yanında, yapılan deneye uygun geliştirilen bir değerlendirme yöntemi (stratejisi) de sonuçların kalitesini önemli ölçüde arttırabilmektedir. Bu bildiride jeodezi ve jeofizik deneylerinin yürütülmesinde, ölçüm ve değerlendirmede kullanılan GPS stratejilerinden bahsedilecek ve bunların sonuçlar üzerindeki etkileri farklı deneyler yönünden inclenecektir. Yapılan irdelemelerin, ülkemiz çapında sürdürülen GPS ile deniz seviyesi belirleme ve kabuk hareketlerinin izlenmesi çalışmalarına ışık tutacağı umulmaktadır.

AMBARLI LİMAN BÖLGESİNDE HEYELAN İZLEME PROJESİ
VE SONUÇLARI

Yunus Kalkan, Orhan Baykal, Reha Metin Alkan, Mustafa Yanalak, Turan Erden
İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü.

Heyelanlar, dünyanın bir çok bölgesi için önemli bir çevre problemi olmaya devam etmektedir. Sıklıkla meydana gelen bu hareketler, afetlere sebep olup, gerek bina, yol, baraj, köprü ve liman gibi çeşitli mühendislik yapılarında, gerekse çevresinde önemli derecede zararlara yol açabilmektedir. Bu olayların insan hayatı ile çok yakından ilgili olmasından dolayı, bu konuya olan duyarlılık artarak devam etmektedir. Heyelanların olumsuz etkilerini azaltmak veya ortadan kaldırabilmek için, bunların izlenmesi ve mekanizmalarının çözülmesi oldukça önemli ve gereklidir. Bunun için hiç şüphesiz çok disiplinli grup çalışmalarına ihtiyaç vardır. Heyelanların izlenmesinde jeodezik ölçme teknikleri başarıyla kullanılmaktadır. Ancak ön modellemenin yapılabilmesi ve heyelan mekanizmasının çözülebilmesi için geoteknik ve jeolojik çalışmalara da ihtiyaç vardır.

Bu çalışma, oldukça önemli bir liman kompleksi olan Ambarlı Liman bölgesinde üç yıldan beri devam eden heyelan izleme çalışmasını ve sonuçlarını konu edinmiştir. Marmara Denizi kıyısında kurulmuş bulunan Ambarlı Liman sahasının büyük ölçüde eski ve kısmen de diri heyelanlardan etkilenmiş olduğu bilinmektedir. Bu sebeple, sahadaki yapılaşma tümüyle Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün iznine bırakılmıştır. Afet İşleri’nin talebi üzerine, Üniversitemizle ALTAŞ (Ambarli Liman Tesisleri Ticaret A.Ş.) arasında Eylül 1999’da yapılmış bir protokol çerçevesinde bu çalışma başlatılmış ve hala devam etmektedir. Bölge, Jeolojik yapı olarak altta yaşlı kalın Gürpınar formasyonu, üste Çekmece formasyonu tortul tabakalarından oluşmaktadır. Saha, yer yer inşa edilmiş heyelan önleme yapıları desteğinde yapılaşmış çimento fabrikaları, petrol depolama tesisleri, işletme binaları, kum ve hurda demir depolama sahası ve çok sayıda konteyner depolama sahaları yanında çok yoğun bir araç trafiğine de sahiptir. İstanbul’un en kapasiteli ve en işlek limanı durumunda olan bu kompleksin hizmetini kesiksiz ve verimli sürdürebilmesi için, heyelanların belirlenmesi ve yol açabileceği zararların önceden alınacak tedbirlerle önlenmesi oldukça önemlidir.

Bu çalışmada, heyelan ve heyelanların izlenmesinde kullanılan farklı tekniklerden kısaca söz edildikten sonra, heyelanların izlenmesinde kullanılan klasik ve uydu bazlı yöntemler tanıtılmıştır. Ayrıca, proje kapsamında jeodezik çalışmalarla birlikte gerçekleştirilen geoteknik çalışmalar ve bu kapsamda kullanılan inklinometre, piezometre ve oturma kolonları ölçmelerinden elde edilen çeşitli sonuçlar da verilmiştir. Sonuçlardan gerek jeodezik, gerekse geoteknik yöntemlerle yapılan ölçme sonuçlarından bazı noktalarda anlamlı hareketler belirlenmiş ve her iki yöntem sonuçlarının birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür.

Türkiye Gravimetrik Jeoidi (TG-91) ile GPS/Nivelman
Jeoidi Birleştirilerek Güncelleştirilmiş
Türkiye Jeoidi –1999 (TG-99A)

Ali Kılıçoğlu

Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Türkiye’de GPS ile elde edilen elipsoid yükseklikleriniden uygulamada kullanılan ortometrik yüksekliğeklerin doğrudan elde edilmesi dönüştürmek için duyarlı jeoid yüksekliklerine olan gereksinim güncelliğini korumaktadır. Bu gereksinimproblem mevcut Türkiye Gravimetrik Jeoidi (TG-91)gravimetrik jeoid vile GPS/Nivelman jeoidinin birleştirilmesi ile karşılanmıştırerek çözülebilir. Türkiye Gravimetrik Jeoidi (TG-91) nokta gravite ölçüleri, global yer potansiyel modeli ve sayısal arazi modeli kullanılarak kaldır-yerine koy tekniği ve En Küçük Karelerle Kolokasyon yöntemimodeli ile hesaplanmıştır. Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı (TUTGA-99A)’nın oluşturulması ile noktaların ITRF96 ile uyumlu elipsoid yükseklikleri bilinmektedir. Türkiye Ulusal Düşey Kontrol Ağı-1999 nın yeniden dengelenmesiyle (TUDKA-99) noktalarında tüm Türkiye için homojen ve duyarlı Helmert ortometrik yükseklikleri bilinmektedir hesaplanabilmektedir. Türkiye’ye dağılmış 197 noktada TUTGA-99A datumunda elipsoid yükseklikleri ile TUDKA-99’a dayalı Helmert ortometrik yükseklikleri belirlenmiş ve GPS/Nivelman jeoid yükseklikleri hesaplanmıştırtir. Ayrıca Bbu noktalarda TG-91 jeoid yükseklikleri interpolasyonla belirlenmiştir. ve TG-91 referans yüzeyi alınarak GPS/Nnivelman jeoid yükseklikleri ile arasındaki farklar 197 noktada hesaplanmıştır. Farkların modellendirilmesinde öncelikle deterministik kısmı ım (trend) altı parametreli polinomsal yüzey ile hesaplanmış ve farklardan çıkarılarak artık ölçüler elde edilmiştir. Artık ölçüler stokastik özelliklere sahip olup en küçük eğrilikli yüzey ayarlanabilir sürekli eğim algoritması kullanılarak modellendirilmiş ve 3’x3’ grid köşelerindelenmiştir modellenmiştir.. Tüm Türkiye için 3’x3’ grid köşe noktalarında bilinen TG-91 jeoid yüksekliği, hesaplanan trend değeri ve gridlenen artık ölçü eklenerek Güncelleştirilmiş Türkiye Jeoidi-1999 (TG-99A) yükseklikleri hesaplanmıştır. TG-99A’nın hesabında kullanılan 197 noktada TG-99A değerleri hesaplanarak ölçü değerleri ile karşılaştırılmışfarkların modellendirilmesinden sonra elde edilen düzeltmelerin ve farkların ortalaması 1.4 cm ve standart sapması ± 9.1 cm bulunmuştur.olarak hesaplanmıştır. Çeşitli m Ayrıca mühendislik uygulamalarında belirlenen daha düşük doğruluklu 122 GPS/Nnivelman jeoid yüksekliği bilinen noktada kleri elde edilen ancak birleştirmede kullanılmayan 122 noktada TG-99A jeoid yükseklikleri interpole edilmiş ve karşılaştırılmıştır. ve Ffarkların ortalaması –0.1 cm, ve standart sapması ise ± 14.5 cm olarak hesaplanmıştır. Buradan TG-99A’nın yaklaşık olarak 10 cm iç duyarlığa ve 15 cm doğruluğa sahip olduğu değerlendirilmektedir. TG-99A orta ve küçük ölçekli coğrafi materyal üretiminde doğrudan kullanılabilir. Büyük ölçekli harita üretiminde is 4-6 nokta ile oluşturulacak yerel GPS/nivelman jeoid yükseklikleri ile kontrol edilerek doğrudan kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

Anadolu Plakas
ı ile komşu plakalardaki IGS sabit istasyonlarında
GPS zaman serilerinin elde edilmesi ve analizi

Mehmet Güven Koçak, Tevfik Ayan

IGS (International GPS Service) yerbilimlerine hizmet etmek amacıyla kurulmuş ve 1994 yılından beri birçok merkezin katılımıyla operasyonel olarak faaliyet gösteren uluslararası bir kuruluştur. Bu kuruluşa veri sağlayan sabit istasyonların sayısı gün geçtikçe artmaktadır (Temmuz 2002 sonu itibariyle 300’ün üstünde). Bu istasyonlarda 30 saniye aralıklı olarak GPS faz ve kod gözlemleri kaydedilmekte ve veri merkezlerine iletilmektedir. Avrasya, Arap ve Afrika plakalarının kavşağındaki Anadolu plakası ve çevresinde de bu istasyonlardan mevcuttur ve en yenisi 2 yıldan fazla bir süredir bu kuruluşun çatısı altında veri toplamaktadır. ANKR, DYR2, ISTA, TRAB ve TUBI bu aktif tektonik bölgedeki sabit IGS istasyonlarıdır.

Bu çalışmada; Anadolu plakasındaki ANKR istasyonu ve Avrasya plakasındaki ISTA, TRAB ve TUBI istasyonlarında toplanan GPS gözlemleri, bu istasyonlara komşu diğer IGS istasyon verileriyle birlikte değerlendirilerek 2 yıllık bir zaman serisi elde edilmiştir. Daha sonra bu çözüm bütünlük sağlamak ve istasyon koordinatlarının doğruluklarını incelemek için birleştirilmiştir. Birleştirme aşamasında uyduya ait konum ve hız parametreleri ile dinamik parametrelerin sabit alınıp alınmamasına göre geometrik ve dinamik yöntemler test edilmiştir. Ağın bölgesel veya global ölçeklerde tasarlanması durumunda çözümün değişimleri de incelenmiştir. Ayrıca istasyonlara ait koordinat zaman serilerindeki periyodik dalgalanmaların nedenleri tartışılmıştır. Sabit istasyonlarda elde edilen hız bileşenleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca daha önce yapılan GPS kampanyaları ile elde edilen sonuçlarla da karşılaştırılmıştır.

YER DÖNME PARAMETRELERİNİN GPS İLE BELİRLENEN
JEODEZİK BÜYÜKLÜKLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Muzaffer KAHVEC
İ
Harita Genel Komutanl
ığı,Ankara

Okyanusların ve atmosferin katı yer yüzü ile etkileşimi Yer Dönme Ekseninin konumunda değişimlere neden olmaktadır. Bir günden daha kısa süreli zaman aralıklarında Yer dönmesindeki değişimlerin nedeni esas olarak Ay ve Güneşin çekim etkisi ile oluşan okyanus gel-git hareketleri ve akıntılarıdır.Yerin yönlendirilmesi zamana bağlı olarak değişmekte olup buna Yer dönmesi adı verilmektedir. Yer Yönlendirme Parametreleri (EOP:Earth Orientation Parameters) beş parametreden oluşmaktadır ve bu parametreler Uluslar arası Yersel Referans Sisteminin (ITRF: International Terrestrial Reference Frame) Uluslar arası Göksel Referans Sisteminde (ICRF: International Celestial Reference Frame) yönlendirilmesini sağlamaktadır. Bu yönlendirme işleminde presesyon ve nutasyon modelleri de kullanılmaktadır. Diğer taraftan, modern jeodezide nokta konumları ITRF sisteminde belirlenmektedir. GPS uydularının hareket denklemleri ise ICRF sisteminde tanımlanmaktadır. Böylece, GPS gözlemi yapılan nokta ile gözlem yapılan uydular arasındaki konum vektörlerinin hesaplanabilmesi için gözlem noktası ile uydu konumlarının aynı referans sisteminde verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, GPS gözlemlerinin değerlendirilmesinde ITRF ve ICRF sistemleri arasındaki EOP (ve ERP: Earth Rotation Parameters) parametrelerinin bilinmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, EOP parametreleri gök referans sistemi ile Yer referans sistemi arasındaki dönüşümü sağlamaktadır.Bu makalede söz konusu EOP (ve ERP) parametrelerinin GPS gözlemlerinin değerlendirilmesi sonucu elde edilen jeodezik büyüklüklere etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçların GPS gözlemlerinin değerlendirilmesi ile yerel ve ulusal GPS ağ kurma çalışmalarında yararlı olacağına inanılmaktadır.

GPS İLE İZLENEN JEODEZİK DEFORMASYON AĞLARINDA
KİNEMATİK HAREKETLERİN VE HAREKET YÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ

Temel Bayrak, Mualla Yalçınkaya
Karadeniz Teknik Üniversitesi, Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü, Trabzon

Mühendislik uygulamalarında şimdiye kadar kullanılan klasik ölçmelerin olumsuzluklardan uzak olan GPS, son yıllarda deformasyon izleme çalışmalarında gittikçe artan bir kullanım alanı bulmuştur. Günümüzde deformasyon belirleme uygulamalarında, hareketleri izlemenin yanı sıra araştırmaya konu olan objelerin davranışlarının da analiz edilmesi önem kazanmıştır. Obje davranışlarını temsil eden parametreler (konum, hız, ivme) zamana bağlı fonksiyonlardan oluşan kinematik yaklaşımlarla hesaplanabilir. Aynı zamanda deformasyon araştırması yapılan bölgenin hareket yüzeyi, zamana bağlı bir fonksiyon olan kinematik hareket yüzeyiyle belirlenebilir. Böylece bölgenin hareket yüzeyi çizilerek görsel olarak da deformasyonlar irdelenebilir. Deformasyonların belirlenmesinde jeodezik veriler yeterli olmaktadır. Ancak deformasyonların yorumlanmasında daha gerçekçi sonuçların elde edilebilmesi için farklı disiplinlerin birlikte çalışması gerekmektedir. Bu araştırmada, Trabzon ilinin Çağlayan ilçesinde heyelanlı bir bölgede kinematik hareket ve hareket yüzeylerini belirlemek amacıyla bir jeodezik deformasyon izleme ağı kurulmuştur. Bu ağda altı periyotluk GPS gözlemleri yapılmıştır. GPS ölçülerinden hesaplanan nokta koordinatlarını veri olarak kullanan kinematik hareket modeli, Kalman-filtreleme yöntemi ile çözülerek ağ noktalarının hareket parametreleri belirlenmiştir. Aynı zamanda kinematik yüzey fonksiyonuyla hareket yüzeyleri de belirlenmiştir. Hareketlerin daha iyi yorumlanabilmesi için bölgede jeodezik ölçülere ek olarak jeolojik araştırmalar da yapılmıştır. Sonuç olarak, hareketi ve hareket büyüklüğünü belirlemenin yanı sıra objenin hareket parametreleri olan hız ve ivmelerin hareketi yorumlamada gerekli olduğu görülmüştür. Aynı zamanda kinematik hareket parametrelerini jeolojik verilerle birlikte yorumlayarak hareket oluşumunu önceden kestirme, oluşacak zararları azaltma ve gerekli önlemleri önceden alma olanağının elde edilebildiği de görülmüştür.

KUZEY ANADOLU FAYI’NIN ORTA ANADOLU BÖLÜMÜNÜN
GPS ÖLÇMELERİ İLE GÜNCEL TEKTONİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ

Hakan Yavaşoğlu1, Orhan Baykal1, Serdar Bilgi1, Rahsan Cakmak2, Turan Erden1, Semih Ergintav2, Cankut D. Ince1, Himmet Karaman1, Ergin Tari1, Ufuk Tari3, Okan Tuysuz3

1
İTÜ İnşaat Fakültesi, Jeodezi ve Fotogrametri Müh. Bölümü
2
TÜBİTAK, Marmara Araştırma Merkezi, Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü
3
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü

İstanbul Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi
Jeodezi ve Fotogrametri Müh. Bölümü, 80626 Maslak İstanbul, Türkiye

Kuzey Anadolu Fayı (KAF), ürettiği depremlerle oluşan yoğun can ve mal kayıpları nedeniyle, ülkemizin en önemli faylarından biridir. Fay boyunca kurulmuş olan yerleşim ve sanayii bölgelerinin yoğunluğu, KAF’ın önemini bir kez daha arttırmaktadır. KAF üzerinde yapılmış ve yapılmakta olan çok sayıda sismik, jeodezik, jeolojik ve jeofiziksel araştırmalar bulunmaktadır. İTÜ Jeodezi ve Fotogrametri Müh. Bölümü, TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi-Yer ve Deniz ilimleri Araştırma Enstitüsü ve İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü tarafından, TÜBİTAK ve İTÜ Araştırma Fonunun desteklediği yeni bir projeye daha başlanmıştır. Bu projenin ana amacı, KAF’ın Ladik-Ilgaz arasındaki kollarının kinematiğinin GPS ölçmeleri ile belirlenmesidir. Burada KAF, güneye doğru uzanan içbükey kollar içerir. Bu kollar genel olarak sağ yanal atımlıdır. Bu kollardan en önemlileri olarak Niksar’dan başlayıp Çankırı Havzası’na kadar uzanan Sungurlu Fayı ve Merzifon-Laçin Fayı gösterilebilir. Gerçekten de bu bölgede son yüzyılda meydana gelmiş pek çok deprem vardır. Bunlara örnek olarak, 5.5 büyüklüğündeki 9 Mart 1902 Çankırı depremi, 6.1 büyüklüğündeki 25 Haziran 1910 Osmancık (Çorum) depremi, 5.6 büyüklüğündeki 21 Kasım 1942 Osmancık depremi, 5.9 büyüklüğündeki 2 Aralık 1942 Osmancık depremi, 11 Aralık 1942 Hamamözü (Çorum) depremi, 7.1 büyüklüğündeki 20 Aralık 1942 Erbaa (Tokat) depremi, 7.3 büyüklüğündeki 1 Şubat 1943 Ladik (Samsun) depremi, 6.9 büyüklüğündeki 13 Ağustos 1951 Kurşunlu (Çankırı) depremi, 5.9 büyüklüğündeki 6 Haziran 2000 Orta (Çankırı) depremi sayılabilir. Proje 2001 yılı yaz başında başlamış olup, 16 noktalı GPS ağının kurulmasının ardından, Ağustos 2001’de ilk periyot ölçmeleri tamamlanmış ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Ağustos 2002’de ikinci kampanya ölçmeleri tamamlanmıştır. Bu bildiride, ORTA-KAF GPS ağı tanıtıldıktan sonra ikinci kampanyanın ardından elde edilecek ilk sonuçlarla, KAF’ın orta kısmında yer alan fayla sınırlı blokların kinematiklerine ait bilgiler sunulacaktır.

Türkiye Ulusal Sabit GPS İstasyonları Ağı (TUSAGA)

Onur Lenk, Ali Türkezer, Ali İhsan Kurt

Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Türkiye’de olduğu gibi dünyada, yer kabuğu hareketlerininde yüksek kinematiğe sahip alanların izlenmesi, bu bölgelerde jeodezik konumlama, jeodinamik ve navigasyon amaçlıel ölçme çalışmalarının belirli duyarlıklarla yürütülmek içinsinde sabit Global Konumlama Sistemi (GPS)’nin istasyonlarında yapılan sürekli ölçülere sürekli gözlem ve analizlerine gereksinim vardırduyulmaktadır. Türkiye Ulusal Sabit GPS İstasyonları Ağı (TUSAGA) 1991 ve 1997 yıllarında bağımsız olarak çalıştırılan istasyonların katılımıyla 1999 yılında kurulmaya başlanmıştır. Halen Ankara, Diyarbakır, Gebze, Mersin, İstanbul ve Trabzon noktalarında 24 saat esasına göre 365 gün kesintisiz olarak Ulusalararası GPS Servisi (IGS) standartlarında veri toplama faaliyeti ve bunların verilerin yakın gerçek zamanda analizlerinin yapılmaktasının sürdürüldüğüdır. TUSAGA çalışmalarının, Alp-Himalaya çarpışma bölgesinde olan Türkiye ve çevresindeki Afrika, Arap ve Avrasya tetonik plaka hareketlerininların izlenmesi ve bunun sonucunda jeodezik kontrol noktalarında konumsal değişimlerin hesaplanmasında önemli rol oynamasıyacağı beklenmektedir. Özellikle Marmara Bölgesinde 1997 TÜBİTAK koordinatörlüğünde 1997 yılında başlatılan Marmara Sabit GPS İstasyonları’nının bir bölümünde 1999 yılı 230 ncu günü ile 2001 yılı ölçüleri ü kullanılarak yapılan analizler sonucunda; 17 AĞUSTOS 1999 MW=7.4 İzmit, 12 KASIM 1999 MW=7.2 Düzce depremlerindeki deprem anı atımları önecesi yatay hız alanı belirlenmiş, bu depremler sürecini içine alan 1999 (230 ncu gün) ile 2001 yılı sonundaki dönemde ko-sismik deplasman miktarları belirlenmiştir. Bölgede mevcut 6 istasyonun verisi kullanılarak dDepremler sonrası (post-sismik) etki sürecine yönelik çalışmalara sinyal analizleri kapsamında halen devam edilmektedir. Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı’nın kurulması çalışmalarına da anlamlı katkı sağlayan TUSAGA’nın Türkiye boyutunda 16 istasyona kavuşturularak, jeodezik ve büyük ölçekli harita yapım çalışmalarına statik ve gerçek zamanlı kinematik veri sağlaması da amaçlanmaktadırçalışmaların hedefini teşkil etmektedir.

Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı-1999A (TUTGA99A)
GPS Ölçü ve Değerlendirmeleri

Onur Lenk, Mustafa Ocak, Ali Türkezer, Yavuz Selim Şengün
Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Yarım yüzyıldan fazla bir süre önce Türkiye’de kurulmaya başlanan Yatay ve Düşey Kontrol Ağları’ndan beklenen jeodezik gereksinimler, Doğu Akdeniz bölgesinin aktif tektonik yapısı nedeniyle nokta konumlarında oluşan deformasyon ve bu deformasyonu izlemede kullanılan ölçü yöntem ve duyarlıklarının yetersizlikleri 1980’li yıllarda uydu teknolojilerinin kullanılmasını zorunlu hale getirmiştir. Global Konumlama Sistemi (GPS) gözlemlerinin interferometrik analizleri sonucunda ile jeodezik çalışmalarda sağlanan 0.01 ppm seviyesindeki oransal duyarlık, sürat ve uygulama kolaylığıkları gözönünde bulundurularak, Türkiye’de öncelikle Türkiye’de yer kabuğu hareketlerinin kontrolü, belirlemek amacıyla 19890’li yılındanların sonunda itibaren ortalama 250 noktada tekrarlı GPS ölçülerikampanya bazında; müteakiben 1997 - 19990’lı yılları arasında sonunda ortalama 600594 noktadan oluşan Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı (TUTGA)’nın kurulması çalışmaları başlatmıştır. 1997 yılındaki planlama çalışmalarını takiben aynı yılın yaz ve sonbahar dönemi ilende, 1998 ve 1999 yıllarında tarihlerinde olmak üzere üç yıl arazide nokta keşfiif, inşaat ve GPS gözlemleri gerçekleştirilmiş ve en2000 yılında hesaplamalar tamamlanarak TUTGA’nın ilk birleştirilmiş hesaplamaları 2000 yılında yapılarak nokta koordinatları, Ulusalararası Yersel Referans Sistemi 1996 (ITRF96)’da ve Referans Epok 1998.0 referans epokunda belirlenmiştir.olacak şekilde konum bilgileri elde edilmiştir 17 AĞUSTOS 1999 MW=7.4 İzmit, 12 KASIM 1999 MW=7.2 Düzce, 06 HAZİRAN 2000 MW=6.1 Çankırı/Çerkeş, 15 ARALIK 2000 MW=5.8 Bolvadin depremleri nedeniyle depremlerden etkilenen bölgelerde yeralan TUTGA noktalarında tekrarlanan GPS gözlemleri tekrarlanmış ve sonucunda yapılan ikinci hesaplamalar 2001 yılı sonunda tamamlanarak, mevcut ağ TUTGA99A ismiyle güncelleştirilmiştir. Ulusalararası GPS Servisi (IGS) ve Avrupa Referans Sistemi (EUREF) standartlarında gözlem ve analizleri yapılan ve ± 1-3 cm konumsal duyarlıklarına sahip TUTGA99A’nın; noktalarının MW=6.0’dan büyük depremlerden sonrain olması durumunda hemen yapılacak güncelleme çalışmaların dışında, en az 3 yıl aralıklı ile olmak üzere revizyon ölçü ve hesaplamaları planlanmaktadırıştır.

TUTGA, DEPREMLER ve BÜYÜK ÖLÇEKLİ ÇALIŞMALAR

Rahmi Nurhan ÇELİK, Şebnem ALİOSMANOĞLU, M. Tevfik ÖZLÜDEMİR

Ülkemizde jeodezik ağ kurma çalışmaları 1900’lü yılların başlarından itibaren yapılmaktadır. Ülke nirengi ağının I. Ve II. Derece yapısı 1950’li yıllarda tamamlanmış ve 1954 yılında Yunanistan ve Bulgaristan Jeodezik Ağlarının 8 noktasına bağlantı yapılarak Avrupa Datumu ED50’ye bağlanmıştır. Ülke Ağı halen kullanımda olan temel bir jeodezik ağdır. Bu ağ kullanıma girdiği günden bugüne ülkemizde yapılan tüm harita işerine kadastro çalışmalarına dolayısıyla mülkiyet ve mülkiyet hukukuna da altlık oluşturmuştur. Ülkenin tektonik yapısı nedeniyle bu ağ kurulumun dan günümüze bozulmalara uğramış, süreç içinde değişik zaman ve yerlerde ülke genelinde oluşan depremler nedeniyle hasarlar görmüştür. Hem bu problemleri aşmak hem de gelişen uzay ve uydu teknolojilerini daha verimli kullanmak amacıyla 1997-1999 yılları arasında Türkiye Ulusal Temel GPS Ağının (TUTGA) kurulumu tamamlanmış ve bu ağ ile ülkenin tektonik yapısı nedeniyle oluşabilecek olası bozulma ve hasarların elemine edilmesi tasarlanmıştır. Halen yürürlükte olan 1988 Büyük Ölçekli Haritaların Yapım Yönetmeliği, TUTGA’nın oluşturulmuş olması, teknolojik gelişmelerin daha verimli kullanılabilmesi amacıyla, Ülke Ağı yerine TUTGA’yı temel alan bir yapı ile yenilenmiştir ve onay aşamasına getirilmiştir.

Bu çalışmada Ülke nirengi ağının sorunları, TUTGA’nın bu sorunları çözmede yapabileceği katkılar, özellikle depremler sonrası, faylara yakın bölgelerde oluşan desimetreler mertebesinde jeodezik altyapı hasarları karşısında TUTGA’nın getirdiği yaklaşımın büyük ölçekli harita üretimi ve kadastro çalışmalarında ve mülkiyete altlık oluşturmadaki yeterliliği irdelenecek ve çözüm önerileri verilerek, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinden etkilenen Adapazarı, Sapanca, Akyazı, Hendek, Dokurcun bölgelerini kapsayan alanda depremler öncesi ve sonrası yapılan jeodezik ağ GPS gözlem ve değerlendirmelerinden elde edilen sonuçlar üzerinde bu irdeleme ve öneriler açıklanacaktır.

JEODEZİK AMAÇLI YEREL GPS AĞLARI

Tevfik Ayan, Rasim Deniz, Rahmi Nurhan ÇELİK, Ersoy ASLAN, M. Tevfik Özlüdemir, Caner Güney, Bihter Özöner, Serdar Erol, Orhan Akyılmaz

GPS teknolojisinin gelişmesiyle tüm gelişmiş ülkeler jeodezik amaçlı GPS ağlarını oluşturmayı tamamlamış ve ülkedeki tüm jeodezik ve harita çalışmaların bu GPS ağlarına dayalı yapılmasını sağlamak amacıyla gerekli yasal düzenlemeleri tamamlamıştır.Ülkemizde GPS sistem ve tekniklerinin kullanımı 90’lı yılların başından beri yapılmaktadır. Bu tarihlerden günümüze ülke genelinde bir çok çalışma gerçekleşmiş olmasına karşın bu çalışmaların bir çoğu arasında koordinasyon ve planlama açısından bir birlik olmadığı gibi GPS kullanımı ve ülke ağına yapılan bağlantılar dışında güvenilirlik, doğruluk ve kullanılan teknikler açısından da aralarında bir bütünlük ve uyum yoktur. Bunun en önemli nedeni GPS kullanımına yönelik yasal düzenlemelerin henüz yürürlüğe girmemiş olmasının yarattığı boşluk ve ulusal temel bir GPS ağının ülke genelinde oluşturulmasının ve kullanıma sokulmasının gecikmesidir. Bununla beraber değişik kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ve yatırılan bu çalışmalar özellikle büyük ölçekte bir çok önemli proje çalışmasına altlık oluşturmuşlardır ve oluşturmaya devam etmektedirler.Bu çalışmada GPS’in ülkemizde kullanılmaya başlamasından günümüze oluşturulan bu tip yerel GPS(?) ağlarının genel değerlendirilmesi yapılacak. Bu ağların 1997-1999 yılları arasında oluşturulan Türkiye Ulusal Temel GPS ağına bağlantılarının yapılabilmesi ve bir bütünün parçaları olabilmesi için yapılması gereken çalışmalar özetlenecek. Bu süreçte yapılan Zonguldak GPS Nirengi Ağı (1994), İzmir GPS Nirengi Ağı (1996) (2000), İstanbul GPS Nirengi Ağı gibi ağların tasarım yaklaşımları ayrıntılı olarak açıklanacak ve bular ve benzer ağların %92’si deprem riski altında olan ülkemizde tektonik yapının algılanması ve bu ağlara dayalı yapılan çalışmaların tektonik yapı ve olası depremler sonucunda gereksinimleri karşılayacak biçimde nasıl yaşatılabileceği üzerinde durulacaktır.



TÜRKİYE ULUSAL DENİZ SEVİYESİ İZLEME SİSTEMİAĞI (TUDES) :
DENİZ SEVİYESİ DEĞİŞİMLERİ VE DÜŞEY YER KABUĞU HAREKETLERİ

Hasan Yıldız, Coşkun Demir
Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Harita Genel Komutanlığı Türkiye Ulusal Düşey Kontrol Ağı (TUDKA)’nın datumunu belirlemek ve Türkiye kıyılarında deniz seviyesi değişimlerini izlemek amacıyla Antalya-II, Bodrum-II, Menteş ve Erdek mareograf istasyonlarını 1985 yılında mevcut analog sistemlerle faaliyete geçirmiştir. 1998 yılı sonu ve 1999 yılı başlarında analog mareograf sistemler, akustik prensiple çalışan modern teknoloji ürünü sayısal ve otomatik mareograf sistemleri ile modernize edilerek GLOSS standartlarına ulaştırılmış ve Türkiye Ulusal Deniz Seviyesi İzleme SistemiAğı (TUDES) oluşturulmaya başlanmıştıruştur. Halen bir veri merkezi ve yedi istasyondan (Antalya-II, Bodrum-II, Menteş, Erdek, Amasra, Trabzon ve İğneada) oluşan TUDES’in genişletilmesi çalışmaları devam etmektedir. TUDES kapsamında deniz seviyesi ölçüleri ve yardımcı meteorolojik parametreler sayısal formda ve yüksek doğrulukta elde edilmektedir. Antalya-II, Bodrum-II-II ve Menteş mareograf istasyonlarında 16 yıllık (1985-2001) ve Erdek mareograf istasyonunda 17 yıllık (1984-2001) aylık ortalama deniz seviyesi değerleri harmonik analiz yöntemiyle değerlendirilerek ortalama deniz seviyeleri ve zamana bağlı değişimleri belirlenmiştir. Ayrıca, mareograf istasyonlarında bugüne kadar yapılan periyodik GPS ve duyarlı nivelman ölçüleri, ortalama deniz seviyesi ölçüleri ile birlikte değerlendirilerek mutlak ve göreli deniz seviyesi değişimleri ile düşey yer kabuğu hareketleri araştırılmıştır.

TÜRKİYE ULUSAL DÜŞEY KONTROL AĞI (TUDKA-99)

Coşkun Demir, Ayhan Cingöz
Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara

Türkiye Ulusal Düşey Kontrol Ağı (TUDKA-99) 1970-1993 yıllarında ölçülen 151 adet I nci derece ve 41 adet II nci derece geçki ile 1970 yılından öonce ölçülen 7 adet I nci derece ve 44 adet II nci derece geçki olmak üzere toplam 29316 km uzunluğunda, 243 geçki ve 25680 noktadan oluşan ağın dengelenmesiyle oluşturulmuştur. TUDKA-99 için düşey datum Antalya mareograf istasyonunda 1936-1971 yıllarında elde edilen anlık deniz seviyesi ölçülerinin ortalamasıyla belirlenmiştir. Dengelemede ölçü olarak tek anlamlı ve tam diferansiyel jeopotansiyel sayılar alınmış ve tüm noktalarda jeopotansiyel sayı, Helmert ortometrik yükseklik ve Molodensky normal yüksekliği hesaplanmıştır. Jeopotansiyel sayı hesabında düzenlenmiş Postdam datumundaki gravite değerleri kullanılmıştır. Dengeleme sonucunda datuma bağlı nokta yüksekliklerinin duyarlılıkları ± 0.3 cm ile– 9 cm arasında bulunmuştur. TUDKA-99 Helmert ortometrik yükseklikleri ile halen kullanımda olan Normal ortometrik yükseklikler arasındaki farkların, Türkiye genelindeboyutunda –14 cm ile- +36.9 cm arasında değiştiği, farkların ortalaması +9.5 cm ve standart sapması ± 8.4 cm olarak bulunmuştur. olup, hHerhangi bir noktada iki yükseklik sistemi arasındaki düzeltme değeri noktanın konumuna bağlı olarak hesaplanabilmektedir. 17 Ağustos 1999 İzmit ve 12 Kasım 1999 Düzce depremleri sonrasında oluşan düşey yer değiştirmeleri belirlemek amacıyla Mayıs-Eylül 2002 tarihlerinde, Bursa-İstanbul-İzmit-Adapazarı-Zonguldak-Bolu bölgelerini kapsayan alanda 1300 km uzunluğunda 14 Adet I ve II nci derece geçki ölçüsü yeniden ölçülmüştür. Deprem öncesi ve deprem sonrası yüksekliklerin karşılaştırılmasında –52.7 ile + 28.8 cm arasında değişen düşey yer değiştirmeler belirlenmiştir.

MARMARA BÖLGESİ'NDEKİ LİNEER OLMAYAN ZAMANSAL VE
UZAYSAL DEFORMASYONLARIN MAGNET İLE İZLENMESİ

Ergintav, S. 1, Çakmak R. 1, Bürgmann R. 2, McClusky, S. 3,
Reilinger R.E3, Lenk, O. 4, Barka, A. 3, Özener, H. 6
TÜBİTAK, MAM, Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü, Gebze 41470, Kocaeli
2
Department of Earth and Planetary Science, 301 McCone Hall, Univ. of California, Berkeley, CA 94720, USA
3
Department of Earth, Atmospheric, and Planetary Sciences, Massachusetts Institute of Technology, E34, 42 Carleton Street, Cambridge, MA 02142, USA
4
Harita Genel Komutanlığı, Cebeci, Ankara
5
Istanbul Teknik Üniversitesi, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü, Ayazağa, Istanbul.
6
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Boğaziçi Universitesi, Istanbul.

Marmara Bölgesi'nde gelecekte deprem olma olasılığı ve yüksek riskli bölgelerin belirlenebilmesi; bölgedeki gerilme birikimlerinin karakterine (deprem öncesi deformasyonlara), depremler anında olan deformasyonların dağılımına, deprem sonrası yüksek ivmeli deformasyonlara (farklı fay kolları üzerindeki Coulomb gerilme artışlarının tanımı için) ve fay zonunun reolojisine bağlıdır. Bu çalışmada, TÜBİTAK, MAM, YDBAE tarafından oluşturulan Marmara Bölgesi Sürekli GPS Gözlem Ağı (MAGNET) ve gerçekleştirilen GPS kampanyaları yardımı ile İzmit depremini izleyen yaklaşık 870 gün içinde bölgede olan zaman ve uzay bağımlı deformasyonlar tanımlanacaktır. Oluşan deformasyonlar, zamansal ve uzaysal olarak deprem bölgesinde doğrusal olmayan farklılıklar göstermekle birlikte, toplam deformasyonun elde edilebilmesi için zaman bağımlı doğrusal olmayan rahatlamayı (‘relaxation’) temsil eden logaritmik, üstel ve exponansiyel modeller ile çalışarak, veriye en uygun model kestirilmeye çalışılmıştır. Zaman bağımlı deformasyon miktarı depremi izleyen ilk aylarda, deprem anında yırtılmanın maksimum gözlendiği alan içinde, sürtünmenin fonksiyonu olarak zaman gecikmeli oluşan, elastik deformasyonu tanımlayan ‘afterslip’ modellerine uygun olarak büyük bir ivme ile artmış (57 gün rahatlama-‘relaxation’ zamanı ile), izleyen sürede ise deformasyonun derinlere ve uzaysal olarak geniş bir alana yayılmasına bağlı olarak, derin kabuktaki viskoelastik deformasyonları yansıtan bir şekilde azalmaya başlamıştır (110 gün rahatlama zamanı). 2002 başına kadar toplanan verilerden elde edilen deformasyonların uzaysal dağılımlarından; son büyük depremlerin neden olduğu deformasyonların bölgede hala devam ettiği, oran olarak küçülmekle beraber, büyük depremler öncesine göre farklılıklar içerdiği görülmektedir. Sunum sırasında, elde edilen bu sonuçlar irdelenecek ve buna göre MAGNET'de bölgede süregiden deformasyonları eksiksiz olarak gözlemek için yapılması hedeflenen yeni yaklaşımlar tanımlanacaktır.

MARMARA BÖLGESİ SÜREKLİ GPS GÖZLEM AĞI
(MAGNET)'NIN GÜNCEL DURUMU

Çakmak R., Ergintav, S., Belgen A., C. Suleyman, Kurt, L.

TÜBİTAK, MAM, Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü, Gebze 41470, Kocaeli

MAGNET, 24 saat sürekli kayıt yapan GPS istasyonlarından oluşan, 12 istasyonluk dinamik bir gözlem ağıdır ve Harita Genel Komutanlığı, Boğaziçi Üniversitesi-Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi, MIT ve TÜBİTAK-MAM-YDBAE tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen çalışmaların sonucunda elde edilen bilgilerin ışığında Marmara Bölgesi’ni sürekli izleyerek, olası deprem yerleri ile büyüklüklerini saptamak amacı ile TÜBİTAK, MAM, YDBAE tarafından kurulmuştur. Toplam 12 adet istasyondan ilk 5 tanesi 17 Ağustos 1999 İzmit depreminden üç ay önce çalıştırılmıştır. Geri kalan 7 tanesi ise toplanan verilerin değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak deprem sonrası deformasyonları duyarlı takip edecek yerlerde devreye sokulmuştur. Bölgenin hareketliliğini detaylı izlemek amacıyla, MAGNET ile yeterli gözlenemeyen alanlardaki deformasyonları tanımlayabilmek için yukarıda adı verilen kurumlar ile ortaklaşa düzenli olarak kampanyalarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Toplanan tüm veriler, YDBAE’de ki veri merkezinde, telemetrik olarak veya modem aracılığı ile biraraya getirilmekte, kalite kontrolden geçirildikten sonra GAMIT/GLOBK yazılımı ile işlenmekte, elde edilen sonuçlar farklı disiplinlerin (jeoloji, jeofizik) yardımı ile yorumlanmakta ve modellenmektedir. Bu sunumda; MAGNET'de gerçekleştirilen dinamik gözlem stratejisi, yeni istasyon yerlerinin ve yeni kampanyaların planlamaları ile yeni veri analiz yaklaşımları tamınlanacaktır.

17 AĞUSTOS 1999 İZMİT DEPREMİNE İLİŞKİN
DEFORMASYON PARAMETRELERİNİN KESTİRİMİ

U. Dogan1, H. Demirel1, S. Ergintav2, R. Cakmak2,
H. Ozener3, E. Ayhan4, R. Reilinger5, A. Barka6

1
Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
2
TUBITAK Marmara Araştırma Merkezi, Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü, Gebze, İzmit, Türkiye.
3
Kandilli Rasathanesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
4
Harita Genel Komutanlığı, Ankara, Türkiye
5
Department of Earth, Atmospheric, and Planetary Sciences, Massachusetts Institute of Technology, Massachusetts.
6
Avrasya Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.

Marmara Sürekli GPS Ağı’nın (MAGNET) Gölcük-Mudanya bölümünde gözlenen GPS ölçüleri ile zamana bağlı farklı kinematik deformasyon modelleri (doğrusal, karesel ve üstel) kullanılarak 17 Ağustos 1999 İzmit depreminin deprem anı (Co-seismic) ve deprem sonrası (Post-seismic) yer değiştirme vektörleri kestirilmiştir. Deformasyon modelleri arasındaki farkları göstermek için kestirilen deformasyon alanları karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu çalışmada, GPS istasyonlarının yerkabuğu hareket parametreleri (konum, hız ve ivme) karesel kinematik deformasyon modeline Kalman filtreleme yöntemi uygulanarak belirlenmiş ve sonuçlar irdelenmiştir.

Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı-1999A (TUTGA99A)
1992-2001 Yılları GPS Ölçülerinin Birleştirilmesi

Coşkun Demir, Bahadır Aktuğ, Mehmet Açıkgöz
Jeodezi Dairesi, Harita Genel Komutanlığı, Ankara


Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı-1999 (TUTGA-99) 1997-1999 yıllarında yapılan çalışmalarla kurulmuştur. Türkiye’de aktif tektonik plaka hareketleri nedeniyle oluşan deformasyonlar göz önüne alındığında, noktalardaki koordinat değişimlerinin belirlenmesi, ağın yaşatılması ve iyileştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Nokta koordinatlarında tektonik plaka hareketlerinden kaynaklanan değişimler; deprem öncesi (inter-sismik), deprem anı (ko-sismik) ve deprem sonrası (post-sismik) etkilerden oluşur. TUTGA-99 nokta koordinatları, 1992-1999 yılları arasında ölçülen 23 adet GPS kampanya ölçüsünün birleştirilmesiyle 1988.0 epoğunda hesaplanmış ve inter-sismik hızları ile birlikte yayınlanmıştır. 17 Ağustos 1999 İzmit (MW=7.4), 12 Kasım 1999 Düzce (MW=7.2) ve 06 Haziran 2000 Çankırı/Çerkeş (MW=6.1) depremleri nokta konumlarında önemli miktarlarda değişiklik meydana getirmiştir. Bu nedenle, TUTGA-99 koordinatları ve depremler öncesi inter-sismik hız alanı kullanılarak 17 Ağustos 1999 (1999.62) sonrasında koordinat hesaplamak olanaksız hale gelmiştir. Depremler sonrasında nokta koordinatlarını güncelleştirmek amacıyla 2000 ve 2001 yıllarında depremlerin etkilediği bölgelerde tekrarlı GPS ölçüleri yapılmıştır. Depremler sonrası tekrarlı GPS ölçülerinin değerlendirilmesinden deprem öncesi inter-sismik hız alanının depremler sonrasında değiştiği belirlenmiş olup deprem sonrası nokta koordinatlarının 6 Haziran 2000 (2000.45) anı için hesaplanması öngörülmüştür. Söz konusu üç depremin oluştuğu 1999.62 - 2000.45 döneminde depremlerin ko-sismik ve post-sismik etkileri ile intersismik etkinin birbirinin üzerine binmesi nedeniyle bu dönem için toplam düzeltme değerleri hesaplanmasının uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bu amaçla, deprem öncesi ve deprem sonrasını içeren 1992-2001 yıllarında Türkiye’de gerçekleştirilen toplam 35 GPS kampanya ölçüsü topluca birleştirilerek TUTGA-99A tanımlanmıştır. Böylece, deprem öncesi ve deprem sonrası inter-sismik hız alanları, depremlerle oluşan toplam düzeltme değerleri kullanılarak 1999-62-2000.45 dönemi hariç herhangi bir andaki koordinatları hesaplamak olanaklı hale gelmiştir.